Thursday, September 20, 2018

Gülüm Erzincan Röportajı

Bu röportaj ilk olarak 29 Mart 2014'te Boğaziçi Üniversitesi Moda Topluluğu'nun websitesi olan bounmoda.com adresinde yayınlanmıştır.

Geçtiğimiz günlerde Gül Gölge Saygı’nın Love My Body markası için hazırladığı My Touch koleksiyonun çekimi için Ağva’daydık. Fırsatı bulmuşken saç stilisti Nuri Şekerci, makyöz Gülüm Erzincan, fotoğrafçı Lara Sayılgan ve Editör-Stilist Mert Aslan ile sohbet ettik. Üçüncü röportajımız Gülüm Erzincan ileydi.



Olmazsa olmaz ürünlerinizi öğrenebilir miyiz?

Yves Saint Laurent çok iyi, kalite olarak çok çok iyi. Fakat kendi yaptığım bazı daha kreatif çalışmalar var, onlarda Make Up Forever, M.A.C gibi diğer ürünlerden de destek alıyorum, Çünkü onların da body painting malzemeleri var. Ben resim mezunuyum aslında. Ondan sonra makyaja başladım. O yüzden bütün markaları deniyorum. Hani olmazsa olmazım yok, açığım yani. Çünkü sürekli teknoloji değişiyor, her sene başka bir ürün çıkıyor. Ama belli markalarım bunlar, Yves Saint Laurent, M.A.C ve Make Up Forever  şu anda.

Genel olarak makyajda hangi aşama olmazsa olmaz diyebiliriz, makyajda en önemli aşama sizce nedir?

Bence yüzü tanıma ve anatomiyi doğru uygulama çok önemli. Anatomiyi de çok iyi bilmek gerekiyor. Işığı, gölgeyi de iyi bilmek gerekiyor. Eğer düzgün bir yüz hattı ortaya çıkarırsanız üzerinde yapacağınız şey her zaman daha güzel oluyor. Yani ilk baz aşaması deniyor buna. Anatomik gölgelendirme diyeyim ben, daha net olur.

Yaratıcılığınızı yansıtabildiğinizi düşünüyor musunuz? Yoksa daha çok direktifleri uygulama şeklinde mi oluyor bu tür çalışmalar?

Değişiyor duruma göre, işe göre değişiyor. Ama ben çok seviyorum yaratıcılığımı yansıtabildiğim işleri.  Mesela XOXO magazine ile çalışıyorum. Ondan sonra en son Adam in Town’a bir iş yaptık, çok keyifli oldu. Face painting gibi, body painting gibi bir şeyler yaptık onda. Yani alternatif dergiler Türkiye’de çok fazla yok, ama olursa seve seve yapıyorum ve en çok keyif aldığım işler. Onun dışında tabi ki Elle, Vogue, L’Officiel. Onlarla da çalışıyorum moda alanında. Çünkü orada da başka bir şey var ve ticari anlamda bunları da bilmek gerekiyor. Yani bu bir denge, hem ticari hem artistik beraber ilerliyorum genelde.

Peki şu anda resim yapıyor musunuz?

Yeni başladım. Baya uzun zamandır yapmıyordum.  Ben 2003’de mezun oldum. Ondan beri baya uzun bir süre yapmadım. Şimdi başladım. Bir yandan da spiritüellikle de ilgilendiğim için lotus çiçekleri yapıyorum bu ara. Onlara takıldım çok hoşuma gidiyor. Yani ben renk çok seviyorum, parlak renkler. Matisse severim mesela, Van Gogh severim. Genelde benim algılayışım öyle.

Günlük hayatınızda sizi rahatsız eden makyajlar oluyor mu sokakta, müdahale etmek istediğiniz oluyor mu?

Oluyor. Yani bakmamaya çalışıyorum gözüm bozulmasın diye.

Peki en çok gözünüze batan hata nedir, Türk kadınında ya da dünya kadınında?

Dünyada bilemiyorum da Türkiye’de çok anlamsız bir kendini olduğundan aşırı derecede farklı gösterme çabası var. Bu bana çok anlamsız geliyor çünkü çok küçük şeylerle, çok hafif, daha az dokunuşlarla, çok daha hoş, duru, temiz bir görüntü yaratabilirsiniz. Ve ne kadar çok makyaj yaparsanız yapın, yaptığınız, arttırdığınız ölçüde dozajı, yaşlı ve çirkin gözükmeye başlıyor kadın. Doğallığı kaybetmeye başlıyor.

Sade makyaj diye tanımladığımız makyajın ana öğeleri nelerdir sizce?

Sağlıklı görüntü. Cilt eğer sıkıntılıysa temiz bir cilt. Tatlı, doğal güneşten yanmış bir allık efekti, yaz için söylüyorum bunu. Kışın belki başka bir şey,  dudakta renkli nemlendirici, gözde hafif bir rimel, düzgün taranmış kaşlar yeterli bence. Benim en beğendiğim böyle; duru, temiz.

Dove, makyaj karşıtı bir politika izleyerek “Güzellik doğallıktır” diyor ve tüm dünyada makyajsız kadın fotoğrafları yayınlıyor. Bu kampanya dünya genelinde başarılı olmasına rağmen Türkiye’de pek başarılı olamadı. Sizce neden?

Başarılı olamadı. Çünkü bu insanların kendilerini sevmemesi ile alakalı.

İnsanlar kendilerini sevmedikleri için mi makyaja sarılıyor?

Çok çok bağlantılı, yani insanın kendini olduğu gibi sevmesi, benimsemesi, kendisiyle barışık olması daha az tüketime yol açıyor. Ne yazık ki öyle. Bir de şöyle bir açı var. Bazıları bunu eğlence için yapıyor, o başka bir şey. Mesela bir punkın bir tavrı bir tarzı vardır. Stilin bir parçası olan bir makyaj. Yani o  bambaşka bir şey. Ama bilinçsiz bir şekilde kendimi güzel göstereceğim diye yapılan makyajda dediğim gibi küçük şeylerle yapmak lazım. Fazla olunca olmuyor.

Peki hiç makyaj yapmayan bir kadın kendini çok seviyor diyebilir miyiz?

Çok ağır bir soru. Hayır, diyemeyiz. Kişiden kişiye değişir, bilemeyiz.

Peki. buradaki kıstasınız ne olurdu sizin?

Kişinin kendisiyle ilgili bir durum. Ben göremem. Yani onu kişinin kendisi bilir. Herkes kendi içindeki ruhsal durumu çok iyi bilir. Belki farkında değildir, o başka bir şey. Ben de kendimle şu anda yüzde yüz tam anlamıyla barışığım diyemem. Ama en azından bu konuda baya yol aldığımı düşünüyorum. Bir başkasını da bu konuda asla eleştiremem. Bir kadına bu konuda sen kendini sevmiyorsun diyemem. Kimisi de çünkü bilmeden yapıyor, o da var. Ya da denemek için, ya da hiç farkında olmadığı için.

Makyöz olmak isteyen bir kişi neler yapabilir sizce?

Eğer moda sektörü ise mevzu, bence çok ilişkili diye söylüyorum, moda sanattan çok ilham alır. Sanatın başlangıcından bu yana çok uzun bir süreç tabi, sanat tarihi, ben girmeyeceğim oraya. Gerçekten oradan ilham aldığı için biraz da sanatla ilgili kendisini geliştirebilir. Anatomi, renk bunlar çok önemli gerçekten. Sonrasında da makyajı teknik anlamda dokuyu, o malzemeyi bilip onu üç boyutlu bir uygulamaya dönüştürebilir.Onun için de ayrıca bir kurs alabilir. O zaman mükemmel bir bileşim olur kozmetik makyaj için. Bir de plastik makyaj diye bir alan var ben onu hiç bilmiyorum.

Yazın terleme durumu olduğunda nasıl bir müdahale yapıyorsunuz?

Önce teri alıyorum. Yanımda hep yedekte bir fondötenim oluyor. Ya da kapatıcı, ne kullandıysam baz olarak. Teri aldıktan sonra hemen onu uyguluyorum küçük dokunuşlarla. Ama çok seri ve pratik olmak gerekiyor.

İçinize siniyor mu peki?

Siner ama çok titiz çalışmak lazım. Seti bekleten bir şey ama iş iyi olsun istiyorsanız herkes bekleyecek yapacak bir şey yok. Ya da şöyle durumlar oluyor, fotoğrafçı diyor ki “Hiç uğraşma, zamanımız yok, güneş gidiyor, fotoğrafı çekmem lazım. Sen hiç uğraşma, ben photoshopta hallederim” diyor.

İyi bir makyöz olmada teknik bilgi yüzde kaç önemli? El hassasiyeti yüzde kaç önemli?

Hepsi çok önemli. Hiç birini ayıramıyorum. Teknik bilgi çok önemli, sürekli takip etmek çok önemli, trendleri bilmek. Hepsi çok çok çok önemli. Yeni malzemeler çıkıyor, bunları bilmek de önemli.

Peki siz nasıl resimden makyaja geçiş yaptınız?

Türkiye’de sanatın durumunu göz önüne alırsak, sanata ve sanatçıya verilen değeri ve desteği… Ben küçükken kedime allık sürüyormuşum. Annem dalga geçiyormuş benimle. Ben makyajı seviyordum, teyzemin rujlarını da sürüyordum ben. Eskiden inanılmaz makyaj yapan bir çocukmuşum, ortaokulda başlamışım boyanmaya. O zaman gotiktim bir de, rock dinliyordum, siyah farlar sürüyordum. Ondan sonra başka bir şeye geçtim. Şu anda makyajsız tarafa doğru gidiyorum.

Siz maddi olarak memnun musunuz peki yaptığınız işlerden?

Memnunum.Yani daha çok da kazanabilirim ama ben artistik işleri sevdiğim için, Türkiye’deki alternatif dergilerle, parasal anlamda bir şey almıyoruz. Tamamen kendi sevdiğimiz işi yapıyoruz. Ben de zamanınım çoğunu onlara ayırdığım için, bu benim kendi seçimim. Hiçbir zaman kazandığım para konusunda hiç pişmanlık duymadım o yüzden.

Yüz hatlarını beğendiğiniz, “Makyajını yapmak isterim” dediğiniz ünlü var mı?

Ben aslına en sevdiğim yüz tipini söyleyeyim. Boş tuval gibi yüzü çok seviyorum. Bu durumda tabi sarışınların yüzü öyle oluyor genellikle açık renk olduğu için, kaşlar gözükmüyor falan. Yani bir dönem Lara Stone çok yüksekti, o dönem seviyordum onun o kaşsız halini. O kaşsızlığı da hala seviyorum çünkü şöyle bir şey var, kaşsız olunca sen ona istediğin formu üstüne koyabiliyorsun ve çok daha fazla karakteriyle oynayabiliyorsun. Ne kadar karaktersiz olursa bir yüz, yani çok karaktersiz derken biraz kemik, çene falan olmasından hoşlanıyoruz tabi o güzel bir şey, ama dediğim gibi kaşların koyu olduğunda, kirpikler baskın olduğunda zorlaşıyor ve daha sınırlıyor sizi. Baskın olmayınca daha kolay oluyor. Kate Moss gibi, tabi çok güzel bir yüz. Onlar çok top isimler. Türkiye’den kim olabilir. Gül Gölge’yle çalışmayı seviyorum. Didem Soydan’la çalışmayı da seviyorum, yüz olarak. Yüz kemikleri karakteristiği güzel ama sarışın olduğu için yine onun da oynanabilir bir tipi var aslında. Karakteristiği de yüksek.

“Şu isimle çalışırken çok heyecanlanırım, elim titrer” dediğiniz bir isim var mı?

Bülent Ersoy ve Ajda Pekkan’da heyecanlandım tabi ki. Ama onların kendi direktifleri doğrultusunda ilerliyorsun. Çünkü onlar zaten çok netler. Kişilik olarak da çok tatlı insanlar, hiç rahatsız olmadım, çünkü çok net insanlar.Çünkü ne istediğini bilen insanı ben seviyorum. Ne istediğini bilmeyip bir de üstüne eleştirince orada bir sıkıntı var. Ondan hoşlanmıyorum, çünkü bilmediğini anlıyorsun. Türkiye’de bir sürü insanla çalıştım ama uluslararası bir isimle hiç denk gelmedi. Ama bir Kate Moss gelse çok stres yapabilirim büyük ihtimalle. Çünkü  dünyanın en iyileriyle çalışmış diye düşünürüm, her şeyi biliyor diye düşünürüm. Ama hata yapacağımı düşünmem o noktada. Sadece çok heyecanlanırım. Çünkü bildiğimi biliyorum, yani o konuda bir sıkıntı yok.

Peki hiç bir projede makyajı beceremediğiniz oldu mu?

Olmadı. Ama yanlış bir brief verildiyse değiştirip tekrar yapıyoruz. Yani müşteri illa şunu istiyorum diyor ve ben içsel olarak biliyorum onun olmayacağını ama bir şey demiyorum. Çünkü karşı taraf daha baskın, işi veren o olduğu için. O zaman değiştiriyoruz, sesimizi çıkarmıyoruz bazen. İş olunca öyle.

Body painting konusunda görüşünüz nedir, daha çok olmalı mı?

Olsa güzel olur, çok eğlenceli olur. Ben çok seviyorum. Pop, i-D, Dazed and Confused, üç tane aleternatif dergi var, baya değişik şeyler deniyorlar ve çok keyifli işler yapıyorlar. Keşke Türkiye’deki opsiyonlarımız da maddi anlamda yeterli olsa, biz de öyle gelişmiş işler yapabilsek çok  güzel olurdu. Biz burada gerçekten düşük bütçelerle, kendi kendimize bir şeyler yapıyoruz.

No comments:

Post a Comment

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...